gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
|
Tweet |
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, son torba yasa ve kanun değişikleriyle ilgili
gelen vergi yükümlülüklerindeki düzenlemelerin Hatay bölgesi açısından yaratacağı
mağduriyetlere dair basın açıklamasında bulundu.
//ANKARA
DEPREM BÖLGESİNDEKİ TİCARİ İŞLETMELER VERGİ YÜKÜNDEN
ARINDIRILMALIDIR
Deprem sonrası işgücü piyasasındaki dinamiklerin alt-üst olduğunu vurgulayan
Yıldırım Kara, “Binlerce çalışan ve işveren hayatını kaybetmiş, daha fazlası
yaralanmış ve sakat kalmıştır. Deprem sonrası başlayan göç dalgası nedeniyle
işgücü açığı ortaya çıkmış ve binlerce iş yerinin yıkılması veya ağır hasar
almasından dolayı işletmelerin faaliyetleri de durmuştur. Ticaret sektörü finansal
ihtiyaçlarını karşılamakta da acze düşmüş durumdadır. Zirai kredilerin ertelenmesi
için aranan şartların gerçekleşmesi imkansızdır. İktidarın sunduğu uygulamalar
sembolik olmaktan öteye gidememiştir. Şimdi ise yeni vergi yükümlülükleri ile
mevcut mağduriyetler artmaktadır. Maalesef bu düzenlemelerle, depremden sağ
kalanlar da ölüme terk edilmişlerdir.” dedi.
EKONOMİK KAYIPLARIN FİNANSMANI, DEPREMZEDE VATANDAŞTAN
SAĞLAMAMALIDIR
Yaşanan sorunların bertaraf edilmesi için önerilerin sürekli olarak dile getirildiğini
ifade eden Yıldırım Kara, “Hatay’da mukim kişi ve kuruluşların etkilenme oranları
kategorize edilerek teşvik/destek planlamaları yapılmalı, finans sektörü karşısında
kolaylaştırıcı ve genişletici imkanlar oluşturulmalıdır. Yeni değişiklikler de göz
önüne alındığında, vergi ve sosyal güvenlik yüklerini hafifletici istisnalar ve
muafiyetler tanınmalıdır. Ayrıca göç edenlerin dönüşünü teşvik edecek başta kalıcı
konut olmak üzere aktif ve pasif ihtiyaç tespitleri hayata geçirilmeli, yaşanılan
sorunların tespiti ve çözümlerin belirlenmesi amacıyla heyetler oluşturularak
karşılıklı görüşmeler yapılmalı ve hizmet ve üretim yapabilecek alternatif yerler
hazırlanmalıdır. Bu önerilerimiz yetkililer tarafından dikkate alınmalı ve ekonomik
kayıpların telafisinde deprem bölgesi muaf tutulmalıdır.” dedi.
KURUMLAR VERGİSİ DEPREM BÖLGESİ ÖZELİNDE TEKRAR DÜZENLENMELİDİR
Torba yasa ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Hatay Milletvekili, “6 Şubat 2023
tarihinde meydana gelen depremlerin yol açtığı ekonomik kayıpların telafisi için Ek
Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’de Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Hazine ve Maliye
Bakanlığı tarafından 4 Ocak 1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 15’inci
maddesi kapsamında “mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde; deprem tarihi
itibarıyla kayıtlı ve tescilli olan taşıtlar, deprem nedeniyle yıkılan veya ağır ya da
orta hasarlı hale gelen binaların maliklerine ait taşıtlar, depremlerde ağır hasar
görerek kullanılamaz duruma gelen taşıtlar ile deprem nedeniyle eşi veya birinci
derece kan hısımlarından birini kaybeden mükelleflere ait taşıtlar ek motorlu
taşıtlar vergisinden müstesnadır.‘’ ibaresi teklif edilmiştir. Ancak yeniden
gündeme gelen torba yasada Kurumlar Vergisi mükelleflerinin 5520 sayılı kanunun
32. maddesi gereğince kurum kazancı üzerinden %20 oranında alınan vergi %25’e,
bankalar, finansal kiralama, faktoring, elektronik ödeme şirketleri, sermaye
piyasası kurumları, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri için % 25 olarak
uygulanan kurumlar vergisi oranı ise %30 olacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca,
ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına 1 puan
indirimli olarak uygulanan kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli olarak
uygulanacak şekilde planlanmaktadır.” dedi.
Hatay’ın Türkiye ekonomisine gerek üretim gerekse ihracat açısından ciddi bir
katkıda bulunduğunu vurgulayan Hatay milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatay özellikle demir-çelik, otomotiv, yan sanayi- filtre üretimi, nakliye ve lojistik
gibi birçok alanda üretim yapan kurumların bir arada olduğu bir bölgedir.
Dolayısıyla kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına 1 puan
indirimli olarak uygulanan kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli olarak
uygulanacak olması genel mevzuat ve Türkiye geneli ihracatçıları için olumlu
algılansa da deprem bölgesindeki mükellefler açısından yeterli olmayıp çok dar
kapsamlı tutulmuştur.”
KDV VE ÖTV DÜZENLEMELERİ, BÖLGEDEKİ SANAYİCİLERİN KALKINMASINA
BÜYÜK DARBE VURACAKTIR
Torba yasa ile birlikte gelen Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yapılan
değişikliklerin akaryakıt üzerinde ağır bir vergi yükü oluşturacağını aktaran Yıldırım
Kara, “Yapılan değişiklikle beraber akaryakıttan alınan ÖTV, 6 aylık üretici
enflasyonu oranında otomatik olarak zamlanacaktır. Önceki düzenlemelere göre
Cumhurbaşkanı vergi miktarlarının yarısına kadar arttırma yetkisine sahipken
şimdi beş katına kadar çıkarabilme yetkisine sahip olmaktadır. Bu değişiklikle
birlikte, vatandaşların ve piyasanın beklentisi akaryakıt ürünlerinde olağanüstü
zamların başlayacağıdır. Bilindiği üzere akaryakıt üretim ve taşıma aşamasında
hemen hemen bütün malların girdisi olarak sayılmaktadır. KDV’nin %18’den
%20’ye çıkarılmasının ardından gelen zamla beraber ÖTV zammı da eğer deprem
bölgesinde aynı şekilde uygulanacak olursa, bölgedeki sanayicilerin kalkınmasına
büyük darbe vuracaktır. Mutlaka deprem bölgesi özel olarak değerlendirilmeli ve
yeniden bir düzenleme yapılmalıdır.” dedi.
VERGİLENDİRMEDE EŞİTLİK VE TOPLUMSAL ADALET İLKELERİ ÇİĞNENMİŞTİR
Vergilendirmeyle eşitlik ve toplumsal adalet ilkelerinin hiçe sayıldığını vurgulayan
Hatay Milletvekili, “Ülkemizde ortalama 18 ile 24 ayda bir torba yasalar ile
uygulamaya konan Vergi Afları, Matrah artırımları gibi düzenlemeler rekabet
koşullarını ve disiplinli şekilde vergisini ödeyen mükellef ile zamanında ödemeyen
arasında hakkaniyetsiz bir çerçevenin geleneksel bir kanıya dönüşmesine sebep
olmuştur. Geçmişte olduğu gibi yine eski deprem vergisi gibi genel bütçeye dahil
edilen ‘ek vergi konulması’ yöntemi de deprem bölgesindeki mükelleflerin ticari
hayatlarının sürdürülebilirliğini sekteye uğratacak ve endişeye sebep olacak bir
tutumdur. Deprem nedeniyle ortaya çıkan maliyet artışları, vergi geliri artışları ile
karşılanacaksa özellikle Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya gibi illerde
Kurumlar Vergisi mükellefleri açısından daha adaletli veya kademeli vergi oranları
yöntemi ile uygulanmalıdır. Ayrıca deprem bölgelerinde Sanayi Sicil Belgesi’ne
haiz, ihracatçı ve imalatçı konumda faaliyetlerini sürdüren mükellefler hem
kurumlar vergisi hem de indirimli kurumlar vergisi oranı üzerinden daha ayrıcalıklı
bir konuma getirilmelidir.” dedi.