Hazreti Mevlânâ, asıl adıyla Muhammed Celâleddîn-i Rûmî, 1207 yılında bugünkü Afganistan sınırları içindeki Belh’te doğmuş, 1273’te Konya’da vefat etmiş büyük bir İslam âlimi, mutasavvıf, şair ve gönül insanıdır.
Kısaca ama özüyle anlatayım:
Mevlânâ neyi temsil eder?
Mevlânâ, sevgi, hoşgörü, sabır ve insanı insan olduğu için sevmeyi öğütler. Onun yolu “Aşk yolu”dur. Aşk derken; Allah’a duyulan ilahi aşkı, kulun Yaradan’la olan derin bağını anlatır.
Neden “Rûmî” denir?
Ailesi Anadolu’ya göç edip Konya’ya yerleştiği için, o dönemde Anadolu’ya verilen isim olan Diyar-ı Rûm’dan dolayı “Rûmî” diye anılmıştır.
En önemli eserleri:
• Mesnevî: Tasavvufun Kur’an’dan sonra en çok okunan eserlerinden biridir. Hikâyelerle insanın nefsini, ahlakını ve Allah’a yolculuğunu anlatır.
• Divân-ı Kebîr: İlahi aşk şiirleri
• Fîhi Mâ Fîh: Sohbetlerinden derlenen öğütler
Şems-i Tebrizî ile karşılaşması
Mevlânâ’nın hayatı, Şems-i Tebrizî ile tanıştıktan sonra bambaşka bir hâl alır. Bu buluşma, onu zahir ilimlerinden derin bir aşk ve irfan yolculuğuna taşır.
Vefatına bakışı
Mevlânâ ölümü bir ayrılık değil, “Şeb-i Arûs” yani düğün gecesi olarak görür; çünkü Allah’a kavuşma anıdır.
Onun meşhur sözüyle bitireyim:
“Gel, ne olursan ol yine gel…”
İstersen Mevlânâ’nın bir sözüne günümüzden bir örnekle anlam da katabilirim, ya da Mesnevî’den kısa bir hikâye anlatayım.