gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
|
Tweet |
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
2026 yılı Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerine YENİ YOL grubu adına söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle şunu ifade edeyim; Bu bütçe, sahadaki ekonomik sorunlara çözüm üretmekten uzaktır. Kâğıt üzerinde büyüyen rakamlar, esnafın, memurun, emeklinin, sanayicinin, çiftçinin yaşadığı sıkıntıları gidermemektedir.
2026 bütçesinde toplam gider 18 trilyon 929 milyar lira, gelir 16 trilyon 216 milyar lira olarak öngörülmekte; daha baştan 2 trilyon 713 milyar lira açık verilmektedir.
Değerli Milletvekilleri;
2026 bütçesinin en çarpıcı yönü şudur: Bu bütçe bir faiz bütçesidir.
Faiz ödemelerine ayrılan pay tam 2 trilyon 742 milyar liradır. Bu, 2026 bütçesinin yüzde 14,5’inin faize gitmesi demektir.
Bu faiz yükünü kurumlarımızın bütçeleriyle kıyaslarsak;
● Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 128 katını,
● TBMM bütçesinin 100 katını,
● Dışişleri bütçesinin 58 katını,
● Ticaret Bakanlığı bütçesinin 35 katını,
● İçişleri Bakanlığı bütçesinin 22 katını,
● Enerji Bakanlığı bütçesinin 75 katını faize veriyoruz.
Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinin 2 katını, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinin 1,5 katını faize ayırıyoruz.
Tarım Bakanlığı bütçesi 541 milyar; ama 5 katını faize ödüyoruz. Çiftçiye ayrılan tarımsal destek bütçesi 168 milyar; faize verilen tutar bunun 16 katı.
Vergiler ve cezalar bile faize yetmiyor:
● Kurumlar Vergisi: 1 trilyon 741 milyar
● Vergi cezaları: 205 milyar
● Özel İletişim Vergisi: 59 milyar
● Trafik cezaları: 129 milyon Bu kalemlerin tamamını topladığınızda 2 trilyon 6 milyar ediyor ve 2026 bütçesindeki faizi ödemeye yetmiyor.
Yani ülkenin üretiminden, emeğinden, vergisinden toplanan para, milletin cebinden çıkan her kuruş, önce faize gidiyor. Bu tabloyla sağlıklı bir ekonomik düzen kurulamaz.
Peki; bu faiz sarmalı ne ara bu hale geldi.
Bu kürsüden bir tek tabloyu sizinle paylaşacağım. 2002-2026 arası bu ülkenin bütçesinden yılda ne kadar faiz ödendiğini gösteren tablo bu.
Değerli Milletvekilleri;
2002-2016 arası Türkiye yılda ortalama 50 milyar TL faize para ödemiş, 2002-2016 yılları arasında 14 yıl boyunca ödenen faiz tutarı aynı kalmıştır. Ancak, 2016’dan sonra faiz ödemeleri geometrik oranda artmaya başlıyor.
2016’dan 2026’ya faiz ödemeleri 50 milyar TL’den 2 trilyon 742 milyar TL’ye yükselmiş. Bu 55 kat artış demek.
Bu ülkemiz adına bir dehşet tablosu. Bu tablo düzeltilmeden sağlıklı bir bütçe yapmakta, sağlıklı bir ekonomi düzeni kurmakta mümkün olmayacak.
Ne oldu da, böyle oldu diye soracak olursak 2002-2016 arası Ali BABACAN’lı yıllar, 2016-2026 arası ise BABACAN’sız yıllar. Ya da 2002-2016 arası rasyonel politikalar uygulanmış, 2016-2026 arası ise gözlerdeki ışıltı ile siyaset yapılmış.
2002-2016 arasındaki bu performans, AliBABACAN’ın hakkını teslim etmemizi gerektirir.
Değerli milletvekilleri,
Esnafın ve KOBİ’lerin içinde bulunduğu durum bu bütçenin önceliklerini daha iyi ortaya koyuyor. Finansmana erişim maliyetleri arttıkça işletmeler borç sarmalına mahkûm hale geliyor. Her gün yüzlerce esnaf kepenk kapatırken bu bütçe sektörlere derman olacak imkan oluşturamıyor.
Yine ihracata ilişkin verilere baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Döviz politikasındaki belirsizlik, ihracatçının rekabet gücünü kırmıştır. Kur müdahaleleri kısa vadede fren görevi görmüş ancak uzun vadede ülkenin üretim gücünü zayıflatmıştır.
Üretici maliyetler altında eziliyor, yatırımcı başka ülkelere yöneliyor, Ülkemizin iş insanları Mısır gibi ülkelere üretim tesisleri kurmak zorunda kalıyor.
İcra ve iflas dosyaları 25 milyonu aşmış durumda. Sadece 2025’in ilk 9 ayında 8,5 milyon İcra dosyası açılmıştır. Bu rakam, yanlış ekonomi politikalarının doğrudan sonucudur.
Sonuç olarak, bu bütçenin mevcut ekonomik sorunlara çözüm üretme kapasitesi sınırlıdır. Türkiye’nin daha cesur, daha akılcı, daha üretim ve teknoloji odaklı bir dış ticaret vizyonuna ihtiyacı vardır. Maalesef bu bütçe, o vizyonu taşımamaktadır.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;
Konuşmamım kalan kısmında, deprem bölgesinin ve depremzedelerin önemli bir sorununu tekrar gündeme taşıyacağım.
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından dönemin İçişleri Bakanı depremzedelere, Hükümetin ev eşyasını kaybetmiş vatandaşlarımıza ev eşyası yardımı yapacağına dair söz vermişti. Ancak, daha sonra Afet Yasasında ev eşyası verilmesini düzenleyen bir hüküm yok, onun için “ev eşyası yardımı yapamıyoruz” diyerek mazeret gösterildi.
Bu mazereti ortadan kaldırmak için, 6 Aralık 2024 tarihinde, Afet Yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmuştuk.
Bu teklif ile; doğal afet nedeniyle, Afet Bölgesi İlan Edilen Yerlerde, ev eşyalarını kaybeden vatandaşlarımıza ev eşyası yardımı yapılabilmesi mümkün hale gelecekti.
Ayrıca; çıkacak bu yasadan, 6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşlarımız da istifade edecekti.
Ancak aradan tam bir sene geçmiş olmasına rağmen bu kanun teklifimiz ile ilgili bir adım atılmamış ve teklifimiz komisyon gündemine dahi alınmamıştır.
Sayın Milletvekilleri;
Deprem bölgesinde hayat hala normale dönmüş değil. Özellikle Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman illerimiz ki, bunlar depremde en çok yıkım olan illerimizdir. Bu illerimizde binlerce vatandaşımız halen konteyner kentlerde ya da yakınlarının yanına sığınmış vaziyette yaşam mücadelesi vermektedir.
TOKİ ve Emlak Konut tarafından yapılan konutlar peyderpey depremzedelere teslim edilmektedir. Ancak evi teslim alan afetzede vatandaşlarımızın konutlarını yaşanabilir hale getirebilmek için yapmak zorunda oldukları harcama miktarı oldukça yüksektir. Depremzedelerimizin, her bir konut için yaklaşık 300 ile 400 bin liralık harcamaya ihtiyacı olacaktır.
Bu vatandaşlarımız üç yıldır ellerinde avuçlarında ne varsa bunu depremin yaralarını sarmak ve hayatta kalabilmek için harcadılar. Bunlara kendi memleketim olan Hatay’da yakinen şahit oluyorum. Ve biliyorum ki, getirmek istediğimiz kanun teklifi ile depremzede vatandaşlarımızın bir nebze olsun nefes almalarını sağlamış olacağız. Ayrıca da, deprem bölgelerinde iktidarın “ev eşyası yardımı yapılacağına“ dair vermiş olduğu sözlerini de yerine getirmelerine yardımcı olacağız.
Sayın Milletvekilleri; bu kanun teklifi siyasi bir tartışmanın değil, toplumsal bir sorumluluğun konusudur.
Devletin verdiği sözü tutması, vatandaşın devlete olan güvenini güçlendirecektir.
Gelin; bir sene önce verdiğimiz kanun teklifini yasalaştıralım ve depremzedelere yeni ev eşyalarını bedelsiz olarak dağıtalım. Milyonlarca afetzedenin hayır duasını alalım.
Değerli Milletvekilleri;
Hatırlayacağınız üzere geçen hafta kabul edilerek kanunlaşan 239 sıra sayılı kanun teklifinin 14. Maddesinde, ülkemizde düzenlenecek olan UEFA’nın 2026 ,2027 ve 2032 Futbol organizasyonlarında yapılacak mal ve hizmet alımlarında KDV ve ÖTV’den muafiyet sağlanmasına yönelik bir düzenleme kabul edildi.
Bizim de; İktidar Grubundan öncelikli talebimiz, Afetzedelere hibe olarak ev eşyası yardımı yapılması için hazırlamış olduğumuz Kanun Teklifimizin gündeme alınıp yasalaştırılmasıdır.
Şayet; bu teklifimiz kabul edilmeyecek ise, hiç olmazsa Spor Müsabakaları için getirilen KDV ve ÖTV muafiyetinin, depremzedelerimizin ev eşyası alımında da geçerli olmasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yaparak vergilerden muafiyet sağlayalım. Deprem bölgesinde yeniden ev sahibi olacak olan afetzedeler hiç olmazsa ev eşyalarını satın alırken KDV ve ÖTV ödemesin bir nebze de olsa nefes alsın. Depremzede vatandaşlarımızın yaşama sevincini artıracak bu adımların hayata geçirilmesini diliyor, Genel Kurulu saygı ile selamlıyorum.